Yazı Detayı
29 Mayıs 2017 - Pazartesi 16:02
 
RAMAZAN ORUCU, YOKSULLARIN EN GÜZEL GELİRİYDİ
Gider'in Gündemi
bayburtsila@gmail.com
 
 
 
 

Allah nasip etti, bir Ramazan ayına daha eriştik.. Ne var ki, nice Müslüman kardeşimiz bu kere aramızda yoklar; her Ramazan, kendisinden bu bakımdan da düşünme - değerlendirmelerin yapıldığı yaşandığı önemli bir süre olarak söz ettirir kendisinden. Bilindiği gibi Oruç, Hicretin ikinci yılında Farz kılınmış bir ibadetimizdir.
 

 

Cenab – ı Hakk, Kur’an – ı Kerim’inde Bakara Sûresi 183. Ayetinde, “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” diye buyurmakta, ayrıca aynı Sûrenin 185. Ayetinde ise, “Sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin.” diye emretmektedir.
 

 

“Kim bu aya” emri, oruç tutmanın tamı tamamına bir ay olduğunu, bir ayın (Ramazan’ın) oruçlu geçirilmesinin tam bir delili olduğu ortada iken, bazı Müslümanların bunu bu gün bile anlayamamış olmaları bizleri üzmektedir. 
Ramazan denildi mi, genelde iki türlü anlatıla bilmektedir; birincisi, İslamiyet’te Ramazan ayının yeri; ikincisi ise, Ramazan orucunun toplum üzerindeki etkisi, bir bakıma bu ayın Milletimiz üzerinde oluşturmuş olduğu güzel anılar, adetler – töreler söz konusu olmaktadır.
 

 

Biz kısa olarak Ramazan’ın inancımızdaki yerine bir bakalım: Bilindiği gibi Ramazan İslam’ın beş şartından birisidir; bunlar: 1 – Kelime – i Şehadet getirmek, 2 - Namaz kılmak, 3 – (Ramazan’da) Oruç tutmak, 4 – Zekat vermek, 5 – Hacc’a gitmek..
Ramazan denildi mi ilk önce üç aylardan söz etmemiz gerekmektedir. Ramazan her Müslümanın yaşantısında büyük izler bırakan üç aydan birisidir. Peygamber Efendimiz (S. A. V.) Allah rızası için oruç tutanlarla ilgili olarak şu müjdeyi vermektedir: “Cennette ‘Reyyan’ denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan başka hiç bir kimse giremez.”
 

 

Üç aylar denilince Receb, Şaban, Ramazan anlaşılmaktadır “Receb, Şaban derken Allah nasip eyledi yine Ramazan ayına ulaştık. Üç aylar: İslami takvime göre 7. Ay olan Receb, 8. Ay Şaban, 9. Ay Ramazan aylarının ortak adı olarak bilinmektedir. 
 

 

Hazreti Resullullah (S. A. V.), “Üç aylar”ın değerini - önemini şu Hadisiyle ne güzel anlatmaktadır: “Receb Allah'ın, Şa'ban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır”. Yine bir Hadis i Şerifinde ise şu duayı yaptığını görüyoruz, “Allahümme bârik lenâ fî Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramazân!” (Allahım, Receb ve Şabanı bize mübarek kıl, ve bizi Ramazan’a eriştir.)
Kısacası Ramazan’ın – Ramazan Orucu’nun biz Müslüman toplumu için ne büyük bir değer olduğu ortadadır. En başta Ramazan ayında bir ay Oruç tutmak her Müslüman için Farz’dır! Yani Allah (C. C. )’ın emridir..
Bilindiği gibi bizde oruç tutmak sadece aç – susuz kalmak demek değildir. Ramazan’da oruç tutarken hem “sabır” etmeyi, hem Allah’a “Şükür” etmeyi, hem de “Nefis”lerimizi “terbiye” etmeyi öğreniriz; bütün yaşantımızı da bu değerler üzerinde kurup oturtmak için elimizden geleni yapmaya çalışırız..
 

 

27 Mayıs 2017 (1 Ramazan 1438) Cumartesi günü Ramazan’ın 1. Gününde Allah nasip eyledi, Ramazan orucunu tutmaya başladık..
 

 

Ramazan ayının ikinci önemli yönüne baktığımızda görüyoruz ki, (1438 – 1 =) 1437 yıldır farz kılınan oruç ibadetinin Milletimiz üzerinde de önemli - büyük etkileri olmuştur. 
 

Ramazan ayı daha gelmeden, onu karşılamak bir adet olarak kendisinden söz ettirmektedir. Evlerin temizlenmesi, kapı – bacanın temizlenip, bütün ortalığın yeniden düzene sokulması, eş dost ile barışık olarak bir araya gelip, Ramazan için bazı yiyeceklerin ortak olarak birlikte yapılması bu karşılamaların birer yansıması olarak kendisinden söz ettirmektedir.

 

 

Bayburt doğumlu bir kardeşiniz olarak, Bayburt’un o eski Ramazan günlerine bir bakalım isterseniz..
 

 

BAYBURT’TA RAMAZANLAR
 

 

Yoksul, ancak onurlu bir ailenin çocuğu olan Veysel, 1951, belki 1950 yılında Bayburt’un Tuzcuzade Mahallesi’nde doğmuşum.. Kırkım dolar dolmaz Anamın mahallesi Uzungazi Mahallesi’ne gelerek, orada büyümüşüm.. Çokları benim bu bakımdan Uzungazili olduğumu bilir.. Gerçi küçüklüğümün önemli bir bölümünü yine Tuzcuzade’de geçirdim.
 

 

Babam Rahmetli Mürsel Efendi Bayburt Belediyesi’nde çalışırdı. Anam Rahmetli Tevhide Hanım ise ev kadını idi..
Zavallı babam her ay aylığını aldığını hiç duymadım; birkaç ay geçer, ardından aylıklarını alırlar, aldıkları para ise neredeyse sadece ekmek parasına giderdi. Biz ekmeği Yıldız Fırını’ndan alırdık. Fırının işleticisi, Anadedem Rahmetli Fevzi Efendi’nin de arkadaşı olan Rahmetli Emrah Usta idi..
 

 

Hiç unutmam, o sıraları nedense fırına ekmek almaya gittiğimizde uzunca bir süre sırada beklememiz gerekmekteydi; o parası olanlar paralarını uzatır ekmeklerini alırlar, bizlerse aldığımız ekmekleri yazdırırdık..
Rahmetli Emrah Usta o kadar kişinin içerisinde cılız – ince yapılı Veysel’i nasılsa görür, bana öncelik verirdi.. Yine hiç unutmam, paralarını uzatanlara, “Şu benim adamlarımın ekmeğini bir vereyim; paralarınızla sizler başka yerlerden de alabilirsiniz..” 
 

 

Düşüne biliyor musunuz, elinde para uzatanları ikinci sıraya bırakıyor, üç – beş ay, belki daha fazla bir süre içerisinde parasını alacağı müşterilerinin (adamlarının) ekmeksiz kalmamaları için, onlara öncelik tanıyordu. Allah’ım nur içinde yatırsın; İnşallah cennetini nasip eylesin..
 

 

Rahmetli babam Mürsel Efendi “Gazi Bayburt Dergisi”nde bir anısını ne güzel anlatmıştı. Şöyle diyordu babam: <<Eskiden belediyede çalışanlar her ay maaş alamazlardı. Sekiz aylık maaşımız vardı. Maaşları verdiler, sekiz aylık birden. Hep götürdük fırının parasını verdik Emrah Ustaya..
 

Seyfettin A.. vermemişti; aynı gün akşamı da getmiş ekmek almaya, Emrah Usta (onu) kovmuş (s. etmiş), “S. ol telbis..” demiş. O da çekmiş getmiş; sonra ben gettim oraya, yani fırına gettim.. “Sarı oğlan hele gel, ele bi(r) halt işledim ki..” dedi Emrah Usta..
 

 

Dedim ki, - Dede ne oldi, ğeyir ola?. “Sorma bunun çocuklarının hatası neyidi.. Şimdi eziz mübarek günü (Ramazan’ıdı) çocukları ekmek bekliyor.. Nasıl edek?” Dedim, - Dede, ver bana götürüm.. “Yoğ..” dedi. “Sarıoğlan, İTİ ÖLDÜRENE SÜRÜDÜRLER!” Paltoyu umuzlarına aldı, peştimbala doldurdi ekmeği, götürdi Seyfettin’in evine.. On beş degge de iftara varıdı. Allah bu adama Rahmet eylesin (Amin)..>>
 

Ekmeği fırından alır almaz Uzungazi Mahallesi’nin en üst tarafında bulunan en az yüz elli yıllık, ana dedemiz “Mahmud bin Şaban”dan kalma eski evimizin yolunu tutardım.. Allah’ın hikmeti, o sıralar ekmekler o kadar güzel kokardı, o kadar lezzetliydi ki (belki de açlıktan mıydı bilemem), somunun yumuşak tarafından elimi içerisine sokar, eve gidinceye kadar o ekmeğin içerisini bitirirdim. 
 

 

Eve vardığımda, altıyla üst kabuğu sağlam kalan somunu anama verip, hemen dışarıya kaçardım!.. Rahmetli peşimden bağırırdı, “… Vola bunun içi nerede..” diye.
Ramazan ayı boyunca zengin aileler, özellikle fakir aileleri iftarda konuk etmek için sanki birbirleriyle yarış yaparlardı. Bizim mahallemizde de, yani Uzungazi’de de böyle birkaç zengin aile vardı; Nazır SARIÇAM, Cemal ÇİKOT gibi, aşağıda başka bir aileyi de bilirim..
 

 

Rahmetli babam çağrılsa da her nedense gitmezdi iftar yemeklerine.. O sıralar kışlada olması gereken askerlerden (nasıl oluyordu ise) oruç tutanları iftar için evlerinde konuk ederlerdi mahallenin zenginleri.. 
Rahmetli İlhan dayım bütün Bayburt’un en çok söz edilenlerindendi özellikle Ramazanlarda.. Kendisinin yapmış olduğu “Ramazan Topu” ile herkesi iftar ettirir, ayrıca sahura da kaldırttığını çok iyi bilirim.. Topunu bizim evde doldurur, Şehit Osman Dağı’nın eteklerinde onu ateşlerdi.
 

 

Uzungazi’de öyle bir kaynaşma vardı ki komşular arasında, anlata anlata bitiremem.. Eğer bir aile yoksul ise, eli dönenler, yani zenginler, o aileye yapacağı yardımı öyle bir incelikle ulaştırırlardı ki, şu an düşünüyorum da şaşırıp kalıyorum..
“…. Ne olur, hayrına şu tezekleri biraz yardım etsen de (filan) yere atsak..” “…. Gız ğeste ölirem, ğeyrehen ambu arayı bi süpürsen ne eyi edersen..” “..avu terektekileri temizleyecehemde ulaşamiram, bi ğeyrehen onları aşağı indürebülürmisen..” gibi sözlerle çok sıradan bir katkının peşine, yapılacak olan yardım sıraya girerdi.
Yapacakları yardımı da, “O g.eder emeğin geçti, haggıyin helal et.. Ambu (…)yi alda uşağlara (…) edersen..” diyerek yoksulu incitmeden yardımlarını yaparlardı. İşte bizim anladığımız İslam o günlerde böyle idi..
 

 

O sıralarda yoksulluk vardı ancak, bu günden daha tatlıydı o günün yaşantıları.. Rahmetli anam olsun, babam olsun, beni oruca alıştırmak için bir yöntem bulmuşlardı.. İlk dönemler bir gün oruç tutar, sevabını beş kuruşa mı, on kuruşa mı unuttum; anama satardım; aralıklarla başka bir gün daha oruç tutar, onu da Rahmetli babama satardım..
Ramazanda oruçlu küçük çocukların babalarının omuzunda gezdirildiklerini hiç unutamam.. İftar öncelerinde, komşuların birbirlerine sahanlarla yemek taşıdıkları da olurdu. Yoksulları gözetmenin ince yolları vardı o çocukluğumun geçtiği Uzungazi’de..
 

 

Düşünüyorum da, eskiden Ramazan sofralarında şimdiki gibi zengin bir çeşit bulunmazdı. Bulgur pilavı, renkli fasulye, bazan yeşil mercimek, gendime, yalancı dolma, kavuttan yapılmış değişik yiyecekler vardı.
 

 

Odun kaşıkla yediğimiz “bığıllı”nın (bulgurlu), “cıbığlı”nın (yarmalı) tatına doyum olmazdı.. Bayburt’ta eskiden öyle bugünkü gibi her mevsim, her türlü meyve – sebze bulunmazdı. Çok iyi biliyorum bizler öyle patlıcan, domates, dolma biberi, yeşil biber, karnı bahar gibi diğer yeşillikleri ara sıra sadece ya belli zengin torbalarında, ya da halyerinde görürdük..
Öyle her zenginin domates, patlıcan gibi sebzelerden yediğini sanmayın.. Öyle bir alışkanlık yoktu Millette.. Ha şunu da unutmamak gerekir, özel anlar için, özel günler için yapılagelen çok köklü bir mutfak geleneğimiz vardı. Özellikle bazı kadınların çok güzel yemek pişirdikleri de iyi bilinirdi.
 

 

Rahmetli Ana nenem Yaşar Hanım çok güzel yemek pişirirdi. Hiç unutmam nenem aynı anda iki tanduru birden yakardı. Neden böyle yaptığını şimdi anlıyor gibiyim.. Büyük tandurun yanında, çok küçük diyebileceğimiz bir tandur daha vardı; özellikle onu niçin yaktığını hep düşünürdüm..
 

Nenem özellikle onbir katlı su böreğini yaptığı sıralar, daha az yanan küçük tandurda bu böreği pişirdiğini şu an gözlerimin önüne getiriyorum.. 
 

 

Rahmetli öyle güzel sarma dolma yapardı ki, bakıldığında bile karnının doyduğunu sanırdın. Nenemin sarmalarının büyüklüğü baş parmağımızın birinci boğumunu geçmezdi; çünkü Rahmetli dedem Fevzi Efendi yemek işine çok titizdi.
Eskiden davulcular sahura kaldırmak için sokak sokak dolaştıklarını duymuştuk; uzunca bir süre Rahmetli İlhan dayım top atarak bu arayı kapattı; uzun bir süre de Bayburt Belediyesi askeriyeden aldığı bir topla bu görevi yerine getirdi. Çok eskilerde bir Osmanlı topuyla bu işin gerçekleştirildiğini biliyoruz. Uzungazi Mahallesi’ndeki “Topbaşı” denen yerin adını buradan ateşlenen “Ramazan Topu”ndan aldığını biliyoruz.
 

 

Aralıklarla davulcuların Bayburt’ta Milleti sahura kaldırdıklarını bizlerde görmüş olduk. Her nedense bu iki adet şu an için Bayburt’ta yerine getirtilmiyor; yani “Ramazan Topu” ile “Ramazan Davulcusu” geleneğini demek istiyorum.
İnanmazsınız ama küçük bir Veysel’ken Ramazan ayının tezden gelmesi için Allah’a dua ederdim.. Yoksul bir ailenin en güzel gelirlerinden birisi inanın ki Ramazan orucu idi.. O ayın bereketini en iyi bilenlerden birisi olduğumu söylersem sakın şaşmayın.
 

 

Allah’ım bu Milleti nice Mübarek Ramazan aylarının bereketinden yararlanmalarını, düşman zulmüyle inim inim inleyen kardeşlerimize de İnşallah gelecekte tam anlamıyla Ramazan’ı yaşatmasını diliyor, hepinize, Selamlar – Saygılar sunuyorum.

 
 
 
Etiketler: RAMAZAN, ORUCU,, YOKSULLARIN, EN, GÜZEL, GELİRİYDİ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
77
73
3
8
23
34
2
Başakşehir
73
63
3
10
21
34
3
Galatasaray
64
65
10
4
20
34
4
Fenerbahçe
64
60
6
10
18
34
5
Antalyaspor
58
47
10
7
17
34
6
Trabzonspor
51
39
11
9
14
34
7
Akhisar Bld.
48
46
14
6
14
34
8
Gençlerbirliği
46
33
12
10
12
34
9
Kasımpaşa
43
46
15
7
12
34
10
T.Konyaspor
43
40
13
10
11
34
11
K.D.Ç. Karabük
43
38
15
7
12
34
12
Alanyaspor
40
54
18
4
12
34
13
Kayserispor
38
47
16
8
10
34
14
Osmanlıspor FK
38
37
14
11
9
34
15
Bursaspor
38
34
18
5
11
34
16
Ç. Rizespor
36
44
18
6
10
34
17
Gaziantepspor
26
30
22
5
7
34
18
Adanaspor
25
33
21
7
6
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı