Yazı Detayı
10 Temmuz 2018 - Salı 12:47
 
KURTULUŞ LİYAKATTE Mİ YOKSA SADAKATTE Mİ?
Cihan Saka Türk Eğitim-Sen Başkan Yardımcısı
 
 

Ülkemizin idari yapısının revize edildiği bu günlerde yükselişimizi ve gelişimimizi sağlam temellere oturtmak ve bu durumun kalıcılığını sağlamak için beynimizi ve kalbimizi vicdan yargıcının huzuruna sunarak şu soruya ivedilikle cevap bulmamız lazım: Kurumlara personel alımlarında ve kurumda yükselmelerde aranacak şart nedir?

 

Bazı kurum amirlerinin, devlet erkânının, cemaat mensuplarının, siyasi partilerin hatta ve hatta aile reislerinin bu soruya sadakat cevabını verip buna göre işlem yaptıklarına şahit oluyoruz.

 

Sadakat cevabını verenlere göre bu ülkeyi müreffeh yarınlara taşıyacak olanlar sadık olanlar! Peki, kime ve neye sadık? Bir siyasi partiye mi, cemaatine mi, ailesine mi? Bu sadakat vatanına dahi olsa o görevi icra edecek yeterliliğe sahip mi? Asıl bunu düşünmeliyiz. Yazının başında beynimizi ve kalbimizi vicdan yargıcının huzuruna sunalım derken bunu kastetmiştik.

 

Bu durumu Peygamber Efendimizin (SAV) hayatından bir kesitle anlatmanın daha açıklayıcı olacağına inanıyorum. Mekkeli müşriklerin Peygamber Efendimizi (SAV) öldürme kararı almasının ardından Peygamber Efendimiz de Cenab-ı Allah’ın takdiriyle Medine’ye göç kararı aldı. Hicret esnasında Peygamber Efendimizin yanında Hz. Ebubekir ve iz sürmedeki ustalığıyla nam yapmış, aynı zamanda bir müşrik olan Abdullah bin Ureykit vardı. Peygamber Efendimiz (SAV), kendi canını ve en yakın arkadaşı Hz. Ebubekir’in canını kendisini öldürmek isteyenler gibi müşrik olmasına rağmen işini iyi yaptığı için Abdullah bin Ureykit’e emanet etti. Nitekim bu müşrik işini başarıyla yaparak Peygamber Efendimizi (SAV) Medine’ye sağ salim ulaştırdı. Bir örnek daha verecek olursak; Mekke'nin fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini/bakımını yapar. Peygamber Efendimiz (SAV) içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada Osman Bin Talha Müslüman değildir. O esnada Peygamber Efendimiz (SAV) amcası Hz. Abbas Kabe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamber Efendimiz (SAV) de anahtarı amcasına verir. O esnada bir ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Allahü teâlâ size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58). Bunun üzerine Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman Bin Talha'ya verir. Peygamber Efendimiz (SAV) "Ey Osman! İşte Kâbe’nin anahtarı! Bu gün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vaizfeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın…” buyurdu ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti. Bu iki örnekte de Peygamber Efendimizin (SAV) görevi tevdi ederken sadakati değil, liyakati dikkate aldığını görüyoruz. Aksi olsaydı bahsi geçen görevleri kendisine sadık olanlara yani Müslümanlara verirdi.

 

O halde; kurumlara personel alımlarında ve kurumda yükselmelerde aranacak şart liyakattir. Liyakat kelime olarak ‘yeterlilik’ anlamına gelir. Liyakati sağlayan temel ögeler: eğitim, deneyim, bilgi, beceri, performans, kurum kültürüne uyum ve iletişim becerisidir.

 

Ülkemizin muasır medeniyetlerin önüne geçebilmesinin yolu liyakatten geçer. Yaşadığımız sorunların çoğu, işi ehline verdiğimiz taktirde ortadan kalkacaktır. Aksi halde gençlerimizde, görevi alabilmek ya da görevde yükselebilmenin tek şartının ‘torpil’ olduğu kanaati oluşacak;  bu yolda inancımıza ve geleneklerimize aykırı davranışlar ortaya çıkacaktır ki bunun örneklerine tanık oluyoruz.

 

Korkumuz, bu garabetin bir gereklilik gibi iliklerimize işlemesidir.

 

Amirinin karşısında namazdaymışçasına el bağlayan memurların, çocuklarına “ İşin nasıl, rahat mısın, yatıyor musun? İyi iyi” diyen

babaların, yediği trafik cezasını iptal ettirmek için nüfuzlu kişileri arayan şoförün, makamı başkasına hediye eden büyüğün, akrabasını devlet kadrosuna alan insanların vb. bu ruh halleri; liyakatten ne kadar uzaklaştığımızı kanıtlıyor.

 

Siz evinizi inşa etmesi için kumdan, çakıldan çalan müteahhit arkadaşınıza iş verir misiniz? Siz hesaptan kitaptan anlamayan bir arkadaşınızı şirketinize müdür yapar mısınız? Eminim yapmazsınız.

 

Unutmayalım ki devlet kurumları da torunlarımızın, tüyü bitmemiş nice çocukların bizlere emanetidir. Bu emanete sahip çıkmamız için liyakati uygulamamız gerekir.

 

Batı ülkelerinin gelişimlerinin, hayat standartlarının, teknolojik düzeylerinin vesilesi liyakati hakkıyla uygulamalarındandır. Mehmet Akif ERSOY, Avrupa'ya gider, oraları gözlemler ve geldiğinde sorarlar ''Ne gördün, oralar nasıl?'' diye... Akif der ki: ”İşleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi…”

 

Müreffeh yarınları dünya gözüyle görmemiz temennisiyle…         

 

Saparsa yargıç adaletten tek bir zerre

Mahkûm edilmelidir müebbet vicdana

Girerse cebine haram tek bir akçe

Boğulmalıdır har ı Hakk deryasında

 

 

 

 
Etiketler: KURTULUŞ, LİYAKATTE, Mİ, YOKSA, SADAKATTE, Mİ?,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir
13
0
1
1
4
6
2
Galatasaray
12
0
2
0
4
6
3
Kasımpaşa
12
0
2
0
4
6
4
Beşiktaş
11
0
1
2
3
6
5
Konyaspor
11
0
1
2
3
6
6
Yeni Malatyaspor
10
0
2
1
3
6
7
Ankaragücü
10
0
2
1
3
6
8
Antalyaspor
10
0
2
1
3
6
9
Alanyaspor
9
0
3
0
3
6
10
Göztepe
9
0
3
0
3
6
11
Kayserispor
8
0
2
2
2
6
12
Trabzonspor
7
0
3
1
2
6
13
Fenerbahçe
7
0
3
1
2
6
14
Akhisar Bld. Spor
5
0
3
2
1
6
15
Bursaspor
5
0
1
5
0
6
16
Sivasspor
5
0
3
2
1
6
17
Çaykur Rizespor
3
0
3
3
0
6
18
E. Buyuksehir
2
0
4
2
0
6
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Haber Yazılımı